Makale Detayları

Domuz Gribi Paniği

 
Domuz gribi H1N1 tipi virüsün neden olduğu, solunum yolu ile bulaşan viral bir hastalıktır.

          Domuz gribi H1N1 tipi virüsün neden olduğu, solunum yolu ile bulaşan viral bir hastalıktır. Amerika ve Meksika'da ortaya çıkan hastalık kolay bulaşması nedeniyle birçok ülkeye yayılmıştır. Ülkemizde de çeşitli şehirlerde domuz gribi vakalarının görülmesi son günlerde dikkatleri bu hastalığa çevirmiştir.
          Domuz gribi konusunu ele aldığımızda, konunun psikolojik yönünün ağır bastığını görüyoruz. Toplumun fiziksel sağlığına kaydadeğer zarar vermemesine karşın ruh sağlığını etkilemekte ve daha fazla etkilemeye adaydır. Bu hastalığın insanlarda korku ve paniği de beraberinde getirdiğini görüyoruz. Korku, belirli bir tehlikenin varlığına dair yapılan bir değerlendirme, bir tahmindir. Korkunun paradoksal niteliği vardır: İstenmeyen bir durumun gerçekleşeceği yönünde korku arttıkça, söz konusu durumun gerçekleşme olasılığı artar. Örneğin, domuz gribine yakalanmaktan aşırı korkan kişinin, korku nedeniyle vücut direnci düşer ve gerçekten de bu hastalığa yakalanma olasılığı artar. Ayrıca, ani ve çok güçlü korkuya "panik" adı verilir. Panik durumunda insanlar güvenliklerini sağlamak için telaşla birtakım davranışlar sergiler. Korku ve panik, insanların tehlikeli bir durumla mücadelesini engeller ve tehlikeyi artırır. Yüzyıllardır gözlemlenen bir gerçek de dikkat çekicidir: Kışla hastalıklarına ve bulaşıcı hastalıklara yakalanma yüzdesi, yenilgiye uğrayan orduda galip orduya oranla daha yüksektir. Benzer şekilde, bir salgında hastalığa yakalanmaktan korkanlar hastalığa daha kolay yakalanırlar. Domuz gribini değerlendirirken, konunun bu yönünün dikkate alınmaması ya da hafife alınması insanların göreceği zararı artıracaktır.
          Bugüne kadar, domuz gribi hastalığının kendisi değil de, hastalık korkusu toplumumuzu daha çok etkilemiştir. Bulaşıcılığı gerçekten yüksek, ancak öldürücülüğü binde 1'in altında olan ve bu haliyle olağan gripten daha az tehlikeli olduğunu bildiğimiz domuz gribinden insanların aşırı korktuğunu, bu nedenle domuz gribi görülen yerlerde anne babaların çocuklarını okula göndermediklerini, bazı insanların aşırı el yıkadıklarını ya da temizlikle ilgili aşırı tedbir aldıklarını, olağan grip nedeniyle ateşi çıkan ya da grip belirtileri gösteren kişilerden kaçtıklarını biliyoruz. Olağan grip her yıl ülkemizde binlerce can alırken, domuz gribinden ülkemizde bugüne kadar az sayıda kişi yaşamını yitirmiştir. Kanında bu virüse rastlanan hastalar hastanede yatmaya gerek kalmadan bile iyileşebilmektedir.
          Uygarlaşmanın ve teknolojik ilerlemenin bedelini insanoğlunun ruh sağlığını feda ederek ödediğini biliyoruz. Hatta, toplum olarak panik hastalığı, depresyon, kaygı hastalığı gibi ruhsal hastalıkların son zamanlarda artmış olmasına şaşırıyoruz. Nüfusun hızlı artışının her bireyin yaşama alanını daralttığını bizzat deneyimliyoruz. Bütün bunları göz önüne aldığımızda, toplumsal bir olayı, hele salgınlara gebe olabileceği iddiasıyla değerlendirdiğimiz bir olayı, özellikle toplumla paylaştığımızda vereceğimiz bilgilerin insanlar tarafından nasıl yorumlanabileceğini dikkate almamız vazgeçemeyeceğimiz bir sorumluluktur. Bu noktayı iki örnekle somutlaştırayım: 65 yaşında ve panik hastalığı nedeniyle tedavi gören bir hastamın bu konuda dile getirdiklerine bir göz atalım: "Hapşırınca acaba domuz gribi mi oldum diyorum. Bakıyorum sanki ateşim var gibi. Kendimi telkin ediyorum, bu hastalık bu kadar kolay bulaşmaz, kendine gel diyorum. Bu hastalık H1N1 virüsü ile bulaşır. Geçmişte de kuduz korkusu yaşamıştım. Bir köpek yanımdan geçince acaba kuduz mu oldum diyordum, günlerce bu korkuyu atamamıştım. Dün Ankara'da o işçi ölünce 'o öldü, demek ki öldürücüymüş, ya ben de ölürsem' düşüncesi aklımdan çıkmıyor" Psikiyatrik hastalığı bulunan başka bir hastamın dile getirdikleri; "Sürekli grip haberleri okuyorum, çocuğum konusunda daha endişeliyim, grip aşısı yaptırmayı kesinlikle düşünmüyorum, ama çocuğum grip olursa vicdan azabı çekerim, çaresiz durumdayım. Çocuğum tam steril geziyor, her teneffüste temizlik jeli kullanıyor"
          İnsanların bu konunun uzmanları tarafından açık ve net olarak bilgilendirilmesi, insanlarda ortaya çıkan yanlış inanışların ve davranışların tesbit edilerek bunlara dikkat çekilmesi etkili tedbirler olarak sayılabilir. Ayrıca, bu hastalık üzerinde değerlendirme yapılırken toplumun aşırı korku yaşayabileceği ya da insanların paniğe kapılabileceği asla gözardı edilmemelidir. Bazen, yangının değil de, yangın alarmının evi yakıp kül ettiği bir gerçektir.
          Son olarak iki gerçeğin altını çizerek kelimelerimizi sonlandıralım: Yerkürede korku kadar bulaşıcı ve yıkıcı bir başka şeyle karşılaşamayız ve fiziksel sağlığı koruma adına insanoğlunun ruh sağlığından vazgeçemeyiz.
You must be a registered subscriber in order to view this Article.
To learn more about becoming a subscriber, please visit our Subscription Services page.

Yazar: Psikiyatrist Dr. İbrahim Ateş
Eklenme Tarihi: 04.11.2009
Görülme Sayısı: 252

Geri
Bir hata oluştu.
Error: Unable to load the Article Details page.