Makale Detayları

Tanrı Pan yeryüzüne geri döndü

 Panik hastalığı

Yunan mitolojisinde doğanın, çobanların tanrısı olan Pan, aynı zamanda ruhun özgürlüğünü, doğal güdüleri ve günahsız aşkı temsil eder.

 Yarı keçi, yarı insan görünümündedir. Pan insanların, hayvanların uyuduğu saatlerde aniden sesler çıkarır, gürültü koparır ve korkmalarına, "panik"lemelerine neden olurdu. Kimi zaman aniden insanların karşısına çıkar, onları dehşete düşürürdü. Ayrıca, efsaneye göre Pan aşık olduğu Syrinks'i tam yakalayacağı sırada Syrinks saza dönüşmüş ve Pan bu sazlardan yedi tanesini kesip, balmumu ile yan yana yapıştırarak güzel melodiler yayan bir çalgı icat etmiştir: Panflüt (Syrinks). Bu konuda ilginç bir nokta vardır: Tanrı Pan’ın öldüğü ilan edilmiştir ve bu tarih İsa Peygamber dönemine rastlamaktadır.

Panik hastalığı, tanrı Pan’ın insanları aniden korkutmasından esinlenilerek bu adı almıştır. Tehlike ile karşılaşan insan bazı otomatik tepkiler gösterir. Tehlikeden uzaklaşmak için vücut alarm verir, kalp atışları hızlanır, kan basıncı artar. Kişi hızlı soluk alıp vermeye başlar. Vücuttaki kanın daha çok kaslara gönderilmesi sonucunda yüzde solukluk, midede rahatsızlık hissi, bulantı ortaya çıkar. Bu belirtiler bazen ortada bir tehlike yokken görülür ve o kişiyi çok rahatsız eder. Belirtilerin bu şekilde nedensiz olarak ortaya çıkması “panik atağı” olarak adlandırılır.

 

PANİK ATAĞI BELİRTİLERİ

-Göğüs ağrısı, göğüste sıkışma hissi, çarpıntı

-Terleme, titreme

-Nefes darlığı, boğulma hissi, hızlı nefes alıp verme

-Bulantı, midede rahatsızlık hissi

-Baş dönmesi, bayılma hissi

-Kontrolünü yitirme ya da delirme korkusu, ölüm korkusu

-Vücutta uyuşmalar, karıncalanmalar

 

Panik atağı 5-10 dakika sürer, daha kısa ya da daha uzun devam ettiği de olur. Panik atağı geçiren kişiler kalp krizi ya da beyin kanaması geçirdikleri, felç olacakları düşünceleri ile acil servislere başvururlar. Acil serviste muayene eden hekimler herhangi bir fiziksel hastalık bulamazlar. Panik atağı geçtikten sonra, kişi tekrar panik atağı geçirme korkusu yaşamaya başlar. Kişinin dikkati dış dünyadan uzaklaşarak, kendi bedeni üzerinde yoğunlaşır. İnsanların doğal olarak hissettikleri birtakım duyumlar panik hastalarında aşırı endişe oluşturur. Örneğin, hızlı merdiven çıkan bir kişinin kalp atışları hızlanır. Panik hastası kalp atışlarındaki hızlanmayı kötüye yorar ve “Kalp krizi geçiriyorum” diye düşünür. Bu düşünce kalp atışlarını daha da hızlandırır ve panik atağı ortaya çıkar. Benzer şekilde, aniden ayağa kalkan bir kişide baş dönmesi ortaya çıkabilir. Sağlıklı bir insan bu durumu doğal karşılarken, panik hastası baş dönmesini “beyin kanaması geçiriyorum” ya da “felç oluyorum” şeklinde yanlış yorumlar. Bu yanlış yorumlama baş dönmesini artırır ve kişide ciddi bir hastalığı olduğu inancını pekiştirir, panik duygusu artar. Panik atakları geçiren kişiler sürekli tansiyonlarını ölçtürürler, hastalıklarla ilgili gazete ve dergilerde çıkan yazıları okurlar. İnternette sürekli çeşitli hastalıkları araştırırlar. Doktor doktor gezerler.

 

FOBİK KAÇINMA

Panik ataklarını geçiren kişiler bir süre sonra, güç durumda kalacaklarına inandıkları bazı yerlerden ya da durumlardan kaçınmaya başlarlar. “Yalnızken hastalanırsam kimse bana yardım edemez, hastaneye yetişemem!” şeklindeki düşüncelerinden dolayı evde tek başına kalamazlar. Yine, hastalanacakları korkusuyla tek başına dışarı çıkamazlar, kalabalık ortamlara giremezler. Araç kullanırken trafik sıkışınca fenalaşırlar. Otobüs yolculukları, kalabalık alışveriş merkezleri, asansör, sinema en fazla kaçınılan yerler ya da durumlardır.

 

NEDENLERİ

Toplumda %2-3 oranında görülen ve kadınların 2-3 kat fazla yakalandığı panik hastalığının nedenleri araştırıldığında, beyindeki serotonin, noradrenalin gibi kimyasal maddelerin dengesindeki değişikliklerin panik ataklarını başlattığı bulunmuştur. Boşanma, sevilen birisinin kaybı panik atakları başlatabilir. On yaşından önce anne kaybı, anababanın ayrılmış olması, şiddete maruz kalmak, anne ile olan ilişkide duygusal bozukluklar panik hastalığına neden olabilir.

 

PANİK HASTALIĞININ TEDAVİSİ

Panik hastalığı etkili tedavi edildiği takdirde iyileşen bir hastalıktır. Hastanın öncelikle doktor doktor gezmeyi, gereksiz tetkik yaptırmayı bırakması ve psikiyatrik tedaviye başlaması gerekir. Özellikle tedavinin başlangıcında ilaçlar yardımıyla atakları kontrol altına almak önemlidir. Antidepresan ilaçlar panik hastalığının tedavisinde oldukça etkilidir ve iyi sonuç verir. Ancak, bu ilaçların etkileri 2-3 hafta sonra ortaya çıkmaya başlar. Hastanın hemen rahatlaması için kısa süre rahatlatıcı ilaçlar da kullanılabilir. Yeşil reçete ile satılan bu ilaçlar genellikle antidepresanların etkileri ortaya çıkana kadar kullanılırlar ve hastayı hemen rahatlatırlar. Bu ilaçlar doktor kontrolünde kullanıldıkları takdirde alışkanlık ya da bağımlılık yapmazlar. Panik hastalığı iyileştikten sonra, hastalığın tekrarlamaması için antidepresan ilaçların genellikle ara vermeden 1 yıl kullanılması gereklidir.

Hastanın kendi çabalarıyla hastalığın üstesinden gelmeye çalışması da tedavide önemlidir. Panik atağı sırasında hasta acil servise koşmamalı, bulunduğu ortamı terk etmemeli, hızlı soluk alıp vermeyi kontrol ederek atağın geçmesini beklemelidir. Kaçındığı ortamlara kendi isteğiyle girmeye başlamalı, korktuğu durumlarla yüzleşmeli ve kademeli olarak korkularının üzerine gitmelidir. Örneğin, asansör kullanamayan kişi, önce başkasıyla birlikte asansörü kullanmalı, sonra tek başına bu davranışını devam ettirmelidir. Asansörle önce bir kat çıkmalı, sonra yavaş yavaş kat sayısını artırmalıdır. Sinema korkusu gelişen hasta önce sinema salonunun kapısına en yakın yere oturarak film izlemeli, ilerleyen zamanlarda yavaş yavaş kapıya daha uzak oturmalı ve en sonunda salondan çıkmanın en güç olduğu yere oturarak bu korkusu ile yüzleşmelidir. Bu şekilde hasta panik ataklarını kontrol altına alır ve korkularının üstesinden gelerek sağlıklı bir şekilde yaşamını devam ettirir.

(Bu yazı, Female Dergisi Haziran 2010 sayısında yayınlanmıştır.)

You must be a registered subscriber in order to view this Article.
To learn more about becoming a subscriber, please visit our Subscription Services page.

Yazar: Psikiyatrist Dr. İbrahim Ateş
Eklenme Tarihi: 13.10.2010
Görülme Sayısı: 919

Geri
Bir hata oluştu.
Error: Unable to load the Article Details page.