SOSYAL FOBİ
Erken çocukluk yıllarının bir insanın tüm yaşamını önemli ölçüde belirlediği bilinen bir gerçektir. Sigmund Freud’un “Çocuk erişkinin babasıdır.” sözüyle vurguladığı gibi. Anne imajı çocuğun ruh sağlığı açısından bir ön koşulken, baba imajı çocuğun ruh sağlığının vazgeçilmez belirleyicisidir. Baba gücü, koruyuculuğu, otoriteyi temsil eder. Bu yılllarda çocuğun ruhsal yaşantısında “Baba Korkusu” belirgin yer teşkil etmektedir. İlerleyen yıllarda baba korkusu şekil değiştirerek “Toplumsal Korku” olarak varlığını devam ettirir. Baba tarafından eleştirilme, aşağılanma korkusunu yoğun olarak yaşayan çocuk bu korkusunu erişkin yaşamında da yaşamaya devam eder. Ancak, artık korku nesnesi değişmiştir: Baba imajını ya da otorite figürünü çağrıştıran herkes (iş yerindeki amir, müdür gibi). Aşağılanma, mahçup duruma düşme, başarısız olma korkuları sıklıkla yaşanıyor ve kişinin yaşamını derinden etkiliyorsa “Sosyal Fobi” adlı psikiyatrik hastalığın varlığından söz edebiliriz.
Sosyal Fobi nedir?
Sosyal ortamlarda ya da performans gösterilmesi gereken durumlarda kişinin mahçup duruma düşeceği, hata yapıp rezil olacağı, başarısız olacağı ya da aşağılanacağı yönünde aşırı korku duyması “Sosyal Fobi” olarak adlandırılır.
Hangi belirtiler görülür?
Sosyal fobisi olan kişi korkuları nedeniyle sosyal ortamlardan kaçınır ve zorunluluk nedeniyle sözkonusu ortamlara girerse yoğun sıkıntı yaşar. Çoğu sosyal fobik topluluk önünde konuşmakta çok zorlanır. Öyle ki, topluluk önünde konuşma korkusu, korku sıralamasında ölüm korkusunu geçerek ilk sırada yer alır. Başkasının önünde yazı yazmak ya da imza atmak, kalabalık ortamda yemek yemek, amirinden bir istekte bulunmak, başkasının yanında telefon görüşmesi yapmak, genel tuvaletleri kullanmak, toplantıya katılmak en çok kaygı veren durumlardır. Bu durumlara maruz kalan kişide çarpıntı, terleme, yüz kızarması, titreme, ağız kuruluğu, baş dönmesi, bayılma hissi gibi birtakım yakınmalar ortaya çıkar.
Sosyal fobik kişi reddedileceğine ve mahçup duruma düşeceğine inanır. Sosyal ortamlarda utandırıcı davranışlar sergilemekten korkar. Bu davranışlarının diğer kişiler tarafından fark edilmesinden ve eleştirilmesinden çekinir. Bu nedenle insanlar tarafından sevilmeyeceğini ve istenmeyeceğini düşünür. Tüm dikkatini kendi davranışları ve bedeni üzerinde yoğunlaştırır. Sürekli kendini gözler. Sosyal ortama girdiğinde çevresinde olup bitenlerle değil, kendi davranışları ve davranışlarının diğer kişilerde bıraktığı izlenimle ilgilenir.
Sosyal Fobi yaygınlığı ne kadardır?
Sık görülen bir sorundur. Yapılan çalışmalarda yaşam boyu yaygınlığı %13 dolayında bulunmuştur. Kadınlarda daha sık gözlenmesine karşın, tedavi için erkekler daha sık başvurmaktadır. İnsanlar çoğu kez sosyal fobiyi tedavisi olan bir hastalık olarak algılamadıkları için yıllarca tedavisiz kalmaktadır. Genellikle 13-20 yaş arasında başlar. Ancak, insanlar tedavi için ortalama 10 yıl sonra başvururlar.
Tedavi edilmeyen Sosyal Fobi ne sonuçlar doğurur?
Sosyal fobi tedavi edilmediğinde ya da tedaviye geç başlandığında kişide okul ya da iş başarısızlıklarına neden olur. Aile yaşamını olumsuz yönde etkiler. Sosyal yaşamı önemli ölçüde kısıtlar ve kişinin yalnızlaşmasına neden olur. Tedavi edilmeyen sosyal fobi kişinin depresyona girmesine zemin hazırlar. Bunun da ötesinde, kişi sosyal ortamlara girmeden önce alkol ya da uyuşturucu madde kullanmaya ve bu yolla rahatlamaya çalışabilir. Bu durumun alışkanlık haline gelmesi ise alkol ya da madde bağımlılığı gibi ciddi sorunlara ve kişinin toplumdan tamamen kopmasına yol açabilir.
Sosyal Fobi tedavisi nasıl yapılır?
Sosyal fobinin tedavisinde antidepresan ilaçlarla birlikte bilişsel-davranışçı psikoterapinin kullanılması oldukça etkilidir. Kimyasal açıdan baktığımızda, sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan, dolayısıyla insan beyninin sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlayan bazı maddeler (serotonin, noradrenalin gibi) bulunmaktadır. Bu maddelerdeki birtakım düzensizlikler (serotonin miktarının azalması, noradrenalin miktarının artması gibi) sosyal fobi belirtilerine neden olur. Antidepresan ilaçlar bozulan beyin kimyasını düzelterek sosyal fobinin iyileşmesini kolaylaştırırlar.
Tedavide psikoterapinin de vazgeçilmez bir yeri vardır. Psikoterapide öncelikle psikiyatrist (ya da klinik psikolog) ile sosyal fobi sorunu yaşayan kişi arasında iyi bir tedavi ilişkisi kurulmalıdır. Sorunun nedenleri, doğası, belirtileri ve tedavi yöntemleri konusunda bilgilendirme yapılır. “Alıştırma” (Exposure) sık kullanılan bir yöntemdir ve bu yöntemde korkulan ortamların kolaydan zora doğru bir listesi yapılır ve kişinin bu ortamlara maruz kalması sağlanır. Korkulara neden olan hatalı düşünceler ve davranışlar araştırılır, ortaya çıkarılır. Bu hatalı düşünce ve davranışlar yeni ve doğru olanlarla değiştirilmeye çalışılır. Sosyal Beceri Eğitimi ile bir konuşmayı başlatmak ve bitirmek, bir istekte bulunmak, hayır diyebilmek, beden dilini kullanmak konularında eğitim verilir.
(Bu yazı Female Dergisi Ocak 2011 sayısında yayınlanmıştır.)