Makale Detayları

Erken Yaş Evliliği

 

İnsan neslinin devamı erkeklerle kadınların cinsel birleşme ile dünyaya getirecekleri bebeklerle güvence altına alınmıştır. Kadın bebek doğurmalıdır.

 

FELSEFİ, EDEBİ YÖNLERİ VE ÇIPLAK GERÇEKLİĞİYLE
ERKEN YAŞ EVLİLİĞİ
 
İnsan neslinin devamı erkeklerle kadınların cinsel birleşme ile dünyaya getirecekleri bebeklerle güvence altına alınmıştır. Kadın bebek doğurmalıdır. Bu koşulun çağdaş toplumsal yapı içerisinde evlilik ile kolaylaştığını görüyoruz. Diğer taraftan, özünde yeni nesillerin oluşturulması amacına hizmet eden evlilik ilişkisi çoğu kez sağlam temellerden yoksundur. Bu konuda karşılaşılan en yaygın sorunlardan birisi de erken yaşta yapılan evliliklerdir.
Doğası gereği evliliğin kişiye yüklediği ruhsal, fiziksel ve sosyal sorumlulukları yerine getiremeyecek kadar erken yaşta yapılan evliliği “Erken Yaş Evliliği” olarak adlandırabiliriz.  
            Bu konuyu irdelerken Schopenhauer’in görüşünden söz etmeden geçmek olmaz. Schopenhauer insan türünün devamının erkekle kadının birbirine aşık olarak çocuk yapması ile olanaklı hale geldiğini savunur. İnsanın gelecek nesiller adına kendi bireyselliğinden el çektiğinin altını çizer. Mizahi şekilde daha da ileri giderek aşıkları “hainler” olarak niteler. Schopenhauer’e göre aşk (ve dolayısıyla çoğu kez aşkın bir sonucu olan evlilik) tam bir aldatmacadır. Bu açıdan bakıldığında, insan arzularına aykırı bir yaşam sürmek anlamına gelen evliliğin hiçbir zaman tam olgunlaşma ile yapılması beklenemez. Diğer yandan, Schopenhauer’le bu konuyu tartışma fırsatımız olsaydı, bazı evliliklerin gerçekten hastalıklı, bazılarınınsa görece daha sağlıklı olduklarını kabul edeceğini düşünüyorum.
Konuyu kendimiz yorumlayalım: Kişinin olgunlaşması için çocukluk dönemini izleyen ergenlik döneminin sonlanmış olması gerekir. Ergenlik dönemi bağımsızlığın kazanıldığı fırtınalı bir dönemdir. Evlilik kararının sağıklı şekilde alınması ve evliliğin iki tarafın da beklentilerini karşılayacak şekilde devam ettirilebilmesi yalnızca genç erkekle genç kızın dünya görüşlerinin netleşmesi, kendi gerçek kimliklerini bulmaları ile olur. Örnekleyelim: Genç kız herhangi önemli bir karar alacağında; “Bu kararı tamamen kendi isteklerim, kendi düşüncelerim doğrultusunda mı alıyorum? Yoksa, annemin ya da babamın beklentilerinin, toplumsal dayatmaların alacağım bu karar üzerinde belirgin etkisi var mı?” şeklinde gelecekteki davranışını farklı açılardan da sorgulamalıdır.
Olgun bir erişkinin dünya görüşü artık nettir. Kendisi için önemli kişilerin (anne, baba, yakın arkadaşı gibi) bilinçli ya da bilinç dışı baskılarını farkına varır ve bu tür baskıları daha kolay etkisiz hale getirir. Yapılacak sağlıklı evlilik yalnızca bir nesli değil, planlanarak yapılan çocuklar sayesinde, onlarca kuşağı olumlu yönde etkileyecek ve Ruh Sağlığı Güçlü Nesiller şeklinde tıpkı ömrü en azından 400 yıl olan zeytin ağaçları gibi yüzyıllarca genç ve güçlü şekilde meyve vermeye devam edecektir. Bazen bir zeytin ağacının 1000-2000 yıl yaşadığını da anımsatmak isterim.
Tam da bu noktada, bir insanın yaşamının doğumuyla başlamadığı, onlarca ya da yüzlerce yıl önce ailesinde yaşananların, uzun yıllar sonra doğacak çocuğun yaşamını tamamen değiştireceği gerçeğini vurgulamak gerekir. Yazar Amin Maalouf bir yapıtında bir karakter aracılığıyla yukarıda değindiğim tesbitte bulunmaktadır.
 
ERKEN YAŞ EVLİLİĞİ NEDENLERİ NELERDİR?
Toplumun erkek ve kız çocuklarından beklediği bazı davranışlar vardır. Bir erkek askerlik çağına gelince askere gider, döndüğünde kendisine ya bir iş yeri olanağı sağlanır ya da bir işe başlatılır. Hemen sonrasında “daha gözü açılmadan” anne ve babanın onayladığı bir kızla evlendirilir. Erkek ne olduğunu daha anlamamıştır bile.
Kız çocuklarında durum daha dramatiktir. Okumaya devam etmezse tek seçeneği vardır: Uygun bir aday bulunduğunda evliliğe “evet” demek. Anne-baba ya da toplumsal normlar kız büyüdükçe, olgunlaştıkça başka fikirlere kapılacağından, başka bir dünya görüşü geliştireceğinden korkmaktadır. Böyle bir durum anne-babanın çocuk üzerindeki etkisini azaltacak ve büyük olasılıkla onaylanmayan bir evlilikle sonuçlanacaktır.
Özellikle ekonomik yönden zor durumda olan aileler için “kız vermek” karşılığında “başlık parası almak” ekonomik rahatlama sağlayacaktır. Zaten yaşadıkları topluluk içinde bu davranış doğaldır, gelenektir. Aslında çağdaş topluluklarda, çağdaş görünen bazı insanlarda dahi aynı davranışı kılık değiştirmiş şekilde hala gözlemleriz: Genç ve güzel bir kızın son derece varlıklı bir erkekle evlenmesi ya da evlenmesinin şiddetle teşvik edilmesi örneğinde olduğu gibi. Evliliğin en önemli nedenleri erkeğin varlıklı olması ve genç kızın sözkonusu erkekle evlenmesinin en önemli nedeninin erkeğin ekonomik gücünün yüksek olması ise, bu durumun “başlık parası almak”tan bir farkı yoktur. Franz Kafka’nın ölümsüz yapıtı “Dönüşüm”ün son sayfalarında bu duruma örtük bir gönderme vardır: Ailenin yaşamında oğul Gregor Samsa’nın varlığının sona ermesi, genç kızlarının prim yapmasına neden olacak ve ailenin yaşamı yeni başlangıçlara gebe hale gelecektir.
 
ERKEN YAŞ EVLİLİĞİNİN OLASI SONUÇLARI NELERDİR?
Erken yaşta evlenen ya da evlendirilen kişiler genellikle cinsel yaşam, aile planlaması konularında yeterince bilgi sahibi değildirler. Dolayısıyla, planlanmamış gebelikler ve ebeveyn olmaya hazır olmayan anne-babalarla karşılaşırız. Zaten hem toplumsal değerler hem de evlenen çiftin anne-babası bir an önce çocuk yapmaları konusunda açık ya da örtük bir baskı kurar. Çocuğun evliliği güvence altına aldığına, evliliği sağlamlaştırdığına inanılır. Tüm bu beklentileri hisseden kadın da bir an önce erkek çocuk doğurarak kendisini kanıtlamak ve aile dinamikleri içerisinde kendisine prestijli bir yer edinmek ister. Erkek çocuk prestij demektir. Bu durum kırsal kesimde de kentli yaşamda da hep böyledir.
Ergenlik dönemi düşüncelerle değil daha çok dürtülerle yaşanan bir süreçtir. Önce harekete geçilir, sonra düşünülür. Bu nedenle, hem flört seçerken hem de evlenme kararı verirken, üzerinde yeterince düşünmeden o sıradaki ruh hali ile adım atılır. Eş seçiminde hayal kırıklığı yaşama olasılığı yüksektir.
Genelllikle genç kızlarda karşılaşılan bir sorun ise üniversite eğitimi ve meslek sahibi olma konularındadır: Üniversite eğitimi devam ederken ve yaşamında eğitimi ön plandayken, karşı cinsle flört etmeye başladığını, aşık olduğunu, zaman içerisinde bu ilişkisinin yaşamında en öncelikli yeri aldığına tanık oluruz. Genç kızın meslek sahibi olsa da, bir işe başlamaması, çalışmadan evlilik yaşamını devam ettirmesi, evlendiği kişiye bağımlı bir şekilde yaşamak zorunda kalmasıyla sonuçlanır. Genç kız, zaman içerisinde aşk duygusunun uçup gitmesinin hayal kırıklığını yaşarken, diğer yandan da eğitim ya da mesleki yaşamına dört elle sarılmamasının bedelini ödeyecektir.
Genç adam ya da genç kadın henüz yumurtayı ne şekilde ve ne kıvamda sevdiğini bilmeden evlenmektedir. Bunu öğrendiğinde ise yumurta çoktan pişmiş olacaktır.
            Meslek sahibi olmayan, ekonomik gücü olmayan kadın eşine bağımlı hale gelecektir. Evlilikteki güç dengesi erkek lehine bozulmuştur. Durum böyle olunca, önemli birçok konuda kadın eşine boyun eğmek zorunda kalır.
            Erken yaş evliliklerinin en derin ve en ürkütücü sonucu ruh sağlığı bozuk nesillerin ortaya çıkmasıdır. Çünkü, insanların kaderlerinin ya da yazgılarının onlar henüz doğmadan çok önce yazıldığını çıplak bir gerçeklik olarak biliyoruz.
 
BU KONUNUN ÇÖZÜMÜNDE NELER YAPILABİLİR?
Erken yaş evliliklerinin yüksek riskli olduğunu bilsek de, yalnızca bu bilgiye sahip olmamız bu sorunun çözümünde bize yardımcı olmayacaktır. Evlilik kararının altında yatan temel nedenlerin sorgulanması ve açığa çıkarılması gerekir. Örneğin, baba baskısı altında yaşamını sürdüren bir genç kız tek kurtuluşun evlenmek olduğu yanılsamasını yaşıyorsa ve bu nedenle evlenme konusunda istekliyse, kendisine evlenmesinin yalnızca ve yalnızca baba baskısının koca baskısına dönüşmesi anlamına gelebileceği anlatılmalıdır. Böyle bir durumda, baba tarafından gösterilen baskının azaltılması hedeflenmelidir.
Bazı durumlarda, babanın alkol sorunu nedeniyle aile içinde ortaya çıkan huzursuzluktan kurtulmaya çalışan genç kızın, ne yazık ki, yine alkol sorunu olan bir erkeği eş olarak seçtiğini görürüz. Tesadüf gibi görünen bu durum büyük olasılıkla genç kızın babasını ya da baba figürünü kurtarma misyonu ile ortaya çıkmıştır. Ancak, tıpkı babanın alkol sorununun devamı gibi, kocasının alkol sorunu da devam edip gidecek ve genç kızın hayalkırıklıklarının sonu gelmeyecektir. Olayın altında yatan bu ya da buna benzer dinamikler dikkate alınmalı ve evlilik planlayan gence çok iyi anlatılmalıdır.
            Amin Maalouf’un “Doğu’nun Limanları” adlı yapıtındaki karakter Direnişçi’nin sorusuyla yazımı bitirmek istiyorum: “Bir insanın hayatının doğumuyla başladığına emin misiniz?”       
 

 

Bu yazı Female Dergisi Mart 2011 sayısında yayınlanmıştır.

You must be a registered subscriber in order to view this Article.
To learn more about becoming a subscriber, please visit our Subscription Services page.

Yazar: Psikiyatrist Dr. İbrahim Ateş
Eklenme Tarihi: 26.03.2011
Görülme Sayısı: 1170

Geri
Bir hata oluştu.
Error: Unable to load the Article Details page.