Fransız yazar Boris Vian'ın 26 yaşında kaleme aldığı ve o dönemde yasaklanan roman, yazımından 13 yıl sonra, romanın film uyarlamasının galasında Vian'ın kalp krizi geçirerek yaşama veda etmesiyle de yazarının yaşamında sıradışı bir yer edinmiştir. Yazarın kalp hastalığı henüz o 12 yaşındayken başlamış ve yaşamına son noktayı da aynı hastalık koymuştur. Bu durum, akıllara ister istemez "yaratıcılık sağlıktan değil, hastalıktan filizlenir" düşüncesini getiriyor. Boris Vian'ın anlatımı zaman zaman Henry Miller'ın "Oğlak Dönencesi"ni muhafazakarlaştırırken ve masumlaştırırken, doğal olarak onunla 'yasaklanma' ortak kaderini paylaşıyor.
Romanda, Buckton'da bir kitabevinde yönetici olarak çalışmaya başlayan Lee Anderson'ın yaşamı, eylemleri ve eylemlerinin altında yatan motifler anlatılıyor. 26 yaşındaki Anderson'ın 15 yaşlarındaki kızları baştan çıkarıp yattığını, yaz boyunca neredeyse Buckton'daki bütün kızları elden geçirdiğini görüyoruz. Kızların zaten baştan çıkarılmaya eğilimli olmaları, Anderson'ın sonuç almasını kolaylaştırsa da, sonuçtan aldığı hazzı azaltıyor olsa gerek. Kendisine bu yönde telkin edildiği için, düzenli olarak kiliseye gittiğini düşünsek de, aslında kızları elden geçirirken biriken suçluluk duygularından bu şekilde arındığını da farz edebiliriz. Paralı ve popüler Dexter'ın 12-13 yaşlarındaki kızlarla yatmasına bile Anderson'ın eşlik edebilmesi herhalde bu şekilde daha kolay açıklanabilir. Aslında, kahramanımız, 15 yaşındaki Lou Asquith ve ondan 5 yaş büyük ablası Jean Asquith'le tanıştıktan sonra gerçek perfomansını göstermeye başlıyor. Çok etkilendiği kızkardeşlerden Jean'le hemen beraber olmasına karşın, Lou tarafından reddedilmesi Anderson'ı kamçılıyor. Kardeşler arası gizli rekabetin ustalıklı kullanımı, Lou'nun Anderson'ın yatağına kadar kendi ayaklarıyla gelmesini sağlıyor. İlerleyen süreçte, Lee Anderson'ın şeytani becerilerinin kızkardeşlerin yazgılarını oluşturduğunu görüyoruz.
Lee eylemlerinin gerekçesini ve kendisinde uyandırdığı duyguyu şu şekilde ifade ediyor: "...Benim durumuma düşen, kanlarını unutan, her durumda beyazların yanında yer alan ve her fırsatta siyahları dövmekten çekinmeyen siyahlar. Bu insanları da zevkle öldürürdüm ancak herşeyi yavaş yavaş, zamanında yapmak lazımdı, önce Asquith kızları." Diğer yandan, Lee'nin ele geçirilme çabalarında güvenlik güçlerinin "Lanet bir zencinin ülkeyi ateşe ve kana boğmasını bekleyemeyiz" söylemi, insan derisinin renginin romanda aşırı değer kazandığının kanıtı olarak karşımıza çıkıyor.
Boris Vian'ın kolay okunan romanı üzerine yazdıklarımızı, Anderson'ın ağzından dökülen kelimelerle sonlandıralım: "Sevinçten içim içime sığmıyordu, büyük ihtimalle yerin 2 metre altındaki çocuğun kemikleri sızlıyordu."