Makale Detayları

Son Ada (Ömer Zülfü Livaneli)

 
İnsanoğlunun güçsüzlüğünün, boyun eğişinin ve doğa-uygarlık ikileminin, ülkemize açık göndermeler yapılarak irdelendiği Livaneli'nin son romanı.   

     Doğa-uygarlık ve gerçeklik-ideal çatışmalarını örtük şekilde işlediği "Son Ada" adlı romanında Zülfü Livaneli, insanın bireysel güçsüzlüğü ve edilgenliğini, insan topluluğunun otorite karşısındaki teslimiyetçiliğini anlatırken, yoğun umutsuzluk duyguları yaşattığı okuru çözüm üretmeye zorluyor.
     Tamamen doğal koşullarda, uygarlıktan uzak bir adada yaşamayı seçen insanların kaderi darbeci, eski bir devlet başkanının adaya yerleşmesiyle ansızın değişir. Gizli zorbalık sergileyen bir güce maruz kaldığında hem insanoğlunun, hem de insan topluluğunun adım adım parçalanışını Livaneli, yaşadığımız ülkeye açık göndermeler yaparak kelimelere döküyor. Mantık sınırlarını çoktan aşmış, delilik kriterlerini zorlayan bir adamın insanları peşinden bir şekilde sürükleyebildiğini tarih defalarca örneklediği için, okurun başlangıçtaki şaşkınlığı yerini meraka ve kabullenişe bırakıyor.
     Doğal yaşamı seçen ada halkı, sahip olduklarını kaybetme korkusu ve büyük bir servet edinme hayali ile darbeci başkana pek de hatırısayılır direniş göstermeden boyun eğiyor. Romanda korkunun ve hayalin insan ruhunu bu kadar çabuk ele geçirişini görmek ve gerçek yaşamda da durumun bundan pek farklı olmayacağını sezmek ürkütücü. Bu noktada, hayallerle güdülenen, başaran insanın, bundan çok daha sık olarak hayallerle kaybettiğini ya da kaybettirildiğini düşünmeden edemiyor insan.
     Eserin yumuşak karnı, kuşkusuz, anlatıcının anlatımına egemen olan didaktik üslup. Bu tesbit karşısında, anlatıcının sıradan birisi olduğu ve okuma alışkanlığı olmayan insanlara bile bu yolla ulaşmayı hedeflediği şeklinde yükselen itirazı, "kötü adam" zorba başkanın bile insanları gizli-dolaylı yolla etkisi altına aldığını anımsatarak, etkisiz hale getirebiliriz.
     Livaneli'nin sanatsal yaratısında kendimize en yakın hissettiğimiz ya da kendi idealimizin yansıması olarak algıladığımız "Yazar" karakteridir. Olacakları en baştan kestirmiş görünen ve en gerçekçi, en muhalif duruş sergileyen Yazar öyle bir an geliyor ki, beklenmedik bir karakterin gölgesinde yitip gidiyor. Perdeyi kapatan karakter gizlilik, sinsilik ve beklenmedik eylemle ancak düşmanın alt edilebileceğini okurun kafasına dank ettiriyor.
     Eseri okumayı tamamlayıp, arkasına yaslandığında okur, ister istemez, Yazar'ın yenilgisini sorgulamaya koyuluyor. Bir kahin öngörüsüne sahip zeki bir aydın nasıl olur da insanları etkisi altına alma konusunda başarılı olamaz? Bu soruya her insan kendi yanıtını verecektir. Ben de ilk aklıma gelen yanıtı vereyim:
     Her aydın Mustafa Kemal olamaz.
 
You must be a registered subscriber in order to view this Article.
To learn more about becoming a subscriber, please visit our Subscription Services page.

Yazar: Psikiyatrist Dr. İbrahim Ateş
Eklenme Tarihi: 14.01.2009
Görülme Sayısı: 555

Geri
Bir hata oluştu.
Error: Unable to load the Article Details page.