Makale Detayları

Aylak Adam (Yusuf Atılgan)

"Kadınlar yalnız kalabilmek için evlenir."

 

          "Aylak Adam"la toplumsal normlara karşı olan bir adamı anlatıyor Yusuf Atılgan. İnsanoğlunun gündelik yaşamında sorgulamadan kabullendiği herşeye karşı olan bir adam. Sıradan ve ölçülü olan, alışılmış, kalıplara sokulmuş, ortalama bir insandan beklenen herşeye karşı. Adına bile karşıdır: Kendisini yalnızca C. olarak adlandırıyor ve kendisinden beklenen kişi olmayı reddediyor. "Eli paketlilerden" olmak istemiyor. Normal sınırlar içerisinde, bir alışkanlık olarak yaşamak onun en derin korkusu.
          Çok erken yaşta annesini kaybetmesi nedeniyle, babası ve teyzesi tarafından büyütülen Aylak Adam (namı diğer C.) toplum ortalamasından oldukça farklı bir kimlikle okurun karşısına çıkıyor. Babasının evdeki hizmetçilere düşkünlüğü, baba-teyze ilişkisi gibi birtakım olumsuz deneyimler onun kimliğinin omurgasını oluşturuyor. Hiçbir meslek edinmiyor. Babasını kaybettikten sonra, herhangi bir işte çalışmıyor, kira gelirleriyle yaşıyor. "Ne iş yapıyorsunuz?" diye soranlara "Aylakım ben" yanıtını veriyor. Tam anlamıyla aylak ve yalnız bir adam.
          İlk çocukluk yıllarında annesini kaybetmenin şoku hala ruhunu acıtırken, anne figürünü çağrıştıran hizmetçi kadınlarla babasının -kısmen yasak- cinsel yaklaşımlarına tanık olması ve babasının bu konuda sergilediği saldırgan tutum (oğlunu tokatlaması gibi) Aylak Adam'ın ruhundaki yaranın iyileşmesine asla izin vermiyor. Babası ile teyzesi arasındaki cinsel yaşam, bu yaşama Aylak Adam'ın yüklediği anlam yaşam boyu sürecek olan trajediye zemin hazırlayacaktır. Annesini çok erken yaşta kaybettiği için, anne yerine geçen teyzesine aşıktır Aylak Adam ve babasıyla bu konuda rekabet etmektedir. Teyzesine olan aşkından vazgeçip, babasıyla özdeşim yaparak, bu sürecin sağlıklı çözümlenmesi babasının acımasız ve agresif tutumuyla (örneğin, babası tarafından kulağı yırtılıyor) engelleniyor. Aylak Adam'ın bu gelişimsel süreçte takıldığını görüyoruz. Babasına olan karşı duruşunu tüm yaşamına genelliyor ve tüm toplumsal normlara karşı yaşam sürmeye başlıyor. Diğer yandan, karşı cinsle olan ilişkilerinde de farkında olmaksızın bir 'sevgili' değil de 'anne' arayışında olduğundan beklediğini bulması neredeyse olanaksız.
          Babasına olan kızgınlığını tüm roman boyunca da görüyoruz, hissediyoruz. Rüyasında eski hizmetçi kızın onu babasına benzetmesine şiddetle öfkeleniyor, babasının bıyıklı olması nedeniyle bıyık konusunda oldukça takıntılı, erkeklerdeki bıyık hep dikkatini çekiyor ve onda olumsuz duygular uyandırıyor.
          Hepimizin bildiği ve yaşadığı gibi, insanoğlunun iç dünyasında az ya da çok huzursuzluk vardır. Bilinçdışı çatışmaları ne ruhuna ne de bilincine tam olarak rahat vermez. Dolayısıyla, insan sürekli bir huzur arayışındadır. Huzur bulma yollarından birisi de sadaka vermektir. Güç durumda olduğu varsayılan birisine az da olsa yardımda bulunmak insanın vicdanını rahatlatır, suçluluk duygularını hafifletir. En azından geçici olarak. Yusuf Atılgan bu durumu etkileyici şekilde tesbit etmiş ve sadaka vermeyi "ucuza huzur satın almak" olarak yorumlamış.
          Aylak Adam'ın ismine bile karşı olması isim verme konusuna kafa yormamıza neden oluyor. Anne, baba ya da ismi veren diğer insanlar bu eylemle çocuk üzerindeki beklentilerini somutlaştırmış oluyorlar. İsimlendirme nedeniyle görünmeyen bir güç yaşam boyu o kişiyi etkileyecektir. Dedenin, anneannenin ya da babaannenin adının verilmesi ise, çocuğun bu kişilerin gölgesinde büyümesine zemin hazırlayabileceği gibi, anne ya da babanın çocuk aracılığıyla aile büyüklerini cezalandırmasına, intikam almasına da olanak sağlayabilir.
          Son olarak, evlilik konusunda Yusuf Atılgan'dan eşsiz bir yorum: "Kadınlar yalnız kalabilmek için evlenir." Sanırım, böyle iddialı bir yorumu, yorumlamaya kalkışmak yerine, insanların düş ve düşünce gücüne bırakmak daha yerinde bir yaklaşım olacaktır.
You must be a registered subscriber in order to view this Article.
To learn more about becoming a subscriber, please visit our Subscription Services page.

Yazar: Psikiyatrist Dr. İbrahim Ateş
Eklenme Tarihi: 20.04.2009
Görülme Sayısı: 847

Geri
Bir hata oluştu.
Error: Unable to load the Article Details page.